TCK 188/6 = Reçeteli Uyuşturucu veya Uyarıcı Etkili Madde Ticareti

Giriş

Türk Ceza Kanunu (TCK) md. 188, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçunu düzenlemektedir. Bu kapsamda 188. maddenin 6. fıkrası, resmi izinle üretilen veya doktor reçetesine tabi olan, ancak uyuşturucu/uyarıcı etki doğuran maddelerin yasa dışı ticaretini özel olarak hükme bağlamıştır. Başka bir deyişle, yeşil/kırmızı reçeteye tabi ilaçlar gibi psikotrop maddelerin ruhsatsız şekilde imal edilmesi veya satılması da uyuşturucu ticareti suçu sayılmakta, ancak bu durumda kanun cezayı yarısına kadar indirmeye olanak tanımaktadır.

Suçun Maddi Unsurları

Suçun konusu: TCK 188/6’deki suçun konusunu, “üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde” oluşturmaktadır. Bu tanıma, yeşil veya kırmızı reçeteyle satılan psikotrop ilaçlar (ör. bazı ağrı kesiciler, sedatifler, opioid içerikli şuruplar, benzodiazepinler vb.) ile üretimi özel izne tabi kimyasallar girmektedir. Suçun konusu olan maddenin gerçekten uyuşturucu/uyarıcı etki doğurup doğurmadığı ve izin/reçete kapsamına girip girmediği, uzman raporlarıyla belirlenmelidir. Yargıtay, bu tür maddelerle ilgili davalarda Adli Tıp Kurumu’ndan etki derecesine ilişkin rapor alınmasını ve Sağlık Bakanlığı’ndan da ilgili maddenin üretim veya satışının izne tabi olup olmadığının sorulmasını şart koşmuştur.

Fiil ( seçimlik hareketler ): TCK 188/6, 188. maddenin 1. ve 3. fıkralarındaki fiilleri aynen kapsamına almaktadır. Buna göre suç, seçimlik hareketli olup fail, reçeteye tabi uyuşturucu etkili maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal etme, ithal veya ihraç etme (1. fıkradaki fiiller) ya da ülke içinde satma, satışa arz etme, başkasına verme, sevk veya nakletme, depolama, satın alma, kabul etme veya bulundurma fiillerinden herhangi birini gerçekleştirdiğinde oluşur. Bu fiillerin ticari amaçla yapılması gerekir; kişisel kullanım amacıyla gerçekleştirilen fiiller, miktarı ne olursa olsun bu suça vücut vermez. Suç, netice suçundan ziyade tehlike suçu niteliğindedir; maddelerin yasadışı dolaşıma girmesiyle korunan hukuki yarar ihlal edilmiş sayılır. Bu nedenle, örneğin satış fiilinde, maddi menfaat temin edilip edilmediğine bakılmaksızın maddeyi başkasına vermek suçu tamamlar.

İçtima ve hareketlerin çokluğu: TCK 188, birden çok seçimlik hareketi içeren yapısıyla aynı zaman diliminde birden fazla fiil işlense bile tek suç sayılmasına olanak verir. Örneğin fail, reçeteye tabi bir ilacı ruhsatsız imal edip ardından satarsa, imal ve satış fiilleri farklı fıkralara (188/1 ve 188/3) girdiği için iki ayrı suç oluşur ve faile iki ayrı ceza verilir. Buna karşılık, 188/3 kapsamındaki birden fazla hareket birlikte gerçekleştirilirse (örneğin aynı sevkiyat içinde hem nakletme hem depolama), zincirleme suç hükümleri uygulanmaksızın tek bir uyuşturucu ticareti suçu oluşur. Yargıtay’ın bir kararında, sanığın aynı eylem serisinde hem uyuşturucu imal etmesi hem de satışa arz etmesi durumunda farklı suç tiplerinin gerçekleştiği ve ayrı cezalandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Dolayısıyla failin eylemlerinin hukuki kesintiler, farklı zamanlar ve amaçlar bakımından değerlendirilmesi önem arz eder.

Yaptırım: TCK 188/6 kapsamında suçun cezası, ilgili maddenin 1. veya 3. fıkrasına göre belirlenen temel cezanın yarısına kadar indirilmesiyle belirlenir. Örneğin temel ceza 188/3 kapsamında en az 10 yıl hapis ise, 188/6 uygulandığında bu ceza durumun özelliklerine göre örneğin yarıya kadar (5 yıl) indirilebilir. Kanun koyucu, ilaç niteliğindeki maddelerin ticaretini, tamamen yasa dışı uyuşturucu maddelere göre daha düşük bir yaptırım ile değerlendirmiştir. Bunun sebebi, bu maddelerin tıbbi kullanım amaçlı yasal dolaşımlarının bulunması ve suçun konusunun niteliği gereği elde edilen haksız kazancın genellikle daha düşük olmasıdır. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yeşil reçeteli bir ilacı ülke içine sokup satan sanık hakkında TCK 188/6 uyarınca ceza indirimi uygulanması gerektiğini ve somut olayın koşullarına göre 14 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına hükmedildiğini belirtmiştir. Bu ceza miktarı, aynı miktarda yasa dışı uyuşturucu maddeye verilecek cezadan önemli ölçüde daha düşük olup 188/6’nın cezayı hafifletici etkisini ortaya koymaktadır.

Suçun Manevi Unsurları

TCK 188’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçları kasten işlenebilen suçlardandır. Dolayısıyla 188/6 kapsamındaki suçun manevi unsuru da kasttır. Failin, fiili bilerek ve isteyerek işlemesi gerekir; suçun taksirle (dikkatsizlik veya ihmal sonucu) işlenmesi mümkün değildir. Özel saik aranmamakla birlikte, fail genellikle kazanç elde etme amacıyla hareket eder. Kanun metninde bu amaç açıkça suç tanımında yer almamıştır; bu nedenle ticari amaç güdülmese bile başkalarına verme, satma gibi fiiller objektif olarak gerçekleşmişse kast unsuru oluşur.

Suçun kastının içerdiği en önemli boyut, failin elindeki maddenin niteliğini ve yasal statüsünü bilmesidir. Fail, örneğin yeşil reçeteli bir ilacın reçetesiz satışının yasak olduğunu bilerek satarsa kast oluşur. Eğer fail, elindeki maddenin uyuşturucu etkili ve izne tabi olduğunu bilmiyorsa (örneğin kandırılarak bu tür bir madde taşıyorsa), yanılgı hali gündeme gelebilir. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan bir hata durumu mevcutsa (TCK md.30 kapsamında), failin kastı oluşmadığından cezai sorumluluğu olmayacaktır. Nitekim Yargıtay 9. Ceza Dairesi, yeşil reçeteli bir ilacı uyuşturucu sanarak satın alan bir sanığın durumunda, eğer fail bu ilacın uyuşturucu olarak kabul edilemeyeceğini bilmiyorsa kusur değerlendirmesinin buna göre yapılması gerektiğini belirtmiştir.

Kastın yoğunluk derecesi bakımından, suç doğrudan kastla işlenebileceği gibi olası kast (dolus eventualis) ile de işlenebilir. Örneğin kargo ile gönderdiği pakette reçeteye tabi uyuşturucu etkili madde bulunduğunu öngören ve bunu kabullenerek davranan kişi de olası kastla bu suçu işlemiş sayılır. Ancak uygulamada çoğunlukla fail, suç konusu maddeyi bilerek ve amacı dahilinde hareket ettiğinden doğrudan kast söz konusudur. Özellikle 188/6 kapsamındaki suçlarda, failin doktor veya eczacı gibi uzman bir konumda olması halinde kastın ispatı daha kolaydır; zira failin o maddenin tıbbi ve yasal durumunu bilmesi beklenir.

Kişisel Kullanım Sınırı ile İlişki

Kişisel kullanım sınırı, bir uyuşturucu veya uyarıcı maddenin sadece kullanıcı tarafından tüketilecek miktarı aştığında artık ticaret amacıyla bulundurulduğunun kabul edilmesini ifade eden ölçüttür. TCK 188/6 kapsamında, konu maddeler esasen ilaç niteliğinde olduğundan, bunların kişisel kullanım için bulundurulması durumu, diğer uyuşturucu maddelere göre farklı değerlendirilmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, reçeteye tabi bir ilacı sadece kendi ihtiyacı için bulunduran kişi, suç işlememiş olabilir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yeşil reçeteli bir ilacı reçetesiz temin edip kişisel kullanım için yanında taşıyan kişinin eylemi TCK 191’deki suçu dahi oluşturmayabilir. Örneğin Yargıtay 10. Ceza Dairesi, alprazolam etken maddeli Xanax ilacını reçetesiz kullanan sanığın kanında bu madde tespit edilmesine rağmen, “yalnızca kullanmak amacıyla bulundurmanın suç oluşturmayacağı” gerekçesiyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Benzer şekilde, farklı yeşil reçeteli hapları reçetesiz bulunduran bir sanık hakkında da Yargıtay, bu maddeleri kullanmak için almış olmanın ceza gerektirmediğini belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu içtihatlar, reçeteye tabi psikotrop ilaçların kullanım amacıyla bulundurulmasının cezalandırılmadığını net biçimde ortaya koymaktadır.

Öte yandan, uyuşturucu suçlarında kişisel kullanım miktarı ile ticari miktarın ayrımı her somut olayda deliller bir arada değerlendirilerek yapılır. Miktar tek başına belirleyici ölçüt değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda, “0,1 gram bir uyuşturucu hem kullanmak için bulundurulabilir hem de satmak amacıyla bulundurulabilir; aynı şekilde çok daha yüksek miktarlar da kişisel kullanım kapsamında kalabilir” diyerek amacın tespitinde miktarın yardımcı bir kriter olduğunu vurgulamıştır. Temel kriter, bulundurma amacıdır: Failin maddeyi başkasına satma veya devretme yönünde bir davranış içinde olup olmadığı ilk inceleme konusudur. Bunun yanı sıra Yargıtay, aşağıdaki göstergelerin ayırıcı rol oynadığını belirtmiştir.

  • Paketleme ve Saklama Şekli: Kişisel kullanım için bulunduranlar genellikle maddeyi kendi evlerinde, kolayca erişebilecekleri şekilde tutarlar. Buna karşın satış amacı güdenler, maddeyi çok sayıda küçük paketçikler halinde, hassas teraziler ve ambalaj malzemeleriyle birlikte bulundurma eğilimindedir. Örneğin Yargıtay, sanığın evinden eşit gramajlarda 13 paket halinde sentetik kannabinoid çıkmasını, kişisel kullanım savunmasını çürüten bir olgu saymıştır.
  • Madde Çeşitliliği ve Türü: Kullanıcılar genelde bir veya iki tür madde bulundurur; çok sayıda farklı etken maddeyi bir arada bulundurmak ticaret belirtisidir. Nitekim bir kararda, evinde esrar, eroin, metamfetamin, pregabalin (Lyrica) ve tramadol gibi çeşitli maddeleri bir arada ve satışa hazır paketlerde tutan sanığın savunması reddedilerek ticaret suçundan cezalandırılmıştır.
  • Kullanıcının Tüketim Süresi: Kişinin alışkanlığına göre makul sayılabilecek kullanım süresini aşan miktarlar ticari sayılır. Adli Tıp Kurumu raporlarına göre örneğin esrar kullanan bağımlılar günde üç defa 1-1,5 gr esrar tüketebilir; bu da birkaç aylık ihtiyacı aşan miktarların olağan dışı görüleceği anlamına gelir. Yargıtay, esrar için birkaç aylık tüketim miktarını aşan net 1018 gram esrar bulundurmayı ticaret suçu kabul etmiştir. Öte yandan 500–700 gram civarında esrar genellikle kişisel kullanım sınırında görülmüştür; örneğin 577,10 gram esrar yakalanan bir sanığın, başka delil bulunmadığında, “kişisel kullanım sınırında olan bu miktarı kullanma dışında amaçla bulundurduğuna dair kesin ve yeterli delil yoktur” gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir.
  • Failin Sosyoekonomik Durumu: Kişinin geliri ve maddi durumu, elindeki madde miktarıyla karşılaştırılır. Örneğin asgari ücretle geçinen birinin çok yüksek miktarda pahalı uyuşturucu madde alabilmesi, kullanım amacı iddiasını zayıflatır. Yargıtay, aylık geliri 600 TL olan bir işçinin 1000 TL’ye aldığı bir kilogram esrarı yanında bulundurmasını, kullanım amacına uygun bulmamıştır.

Yukarıdaki ölçütler, her somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilir. Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince, ticari amaç net delillerle ispat edil.mezse failin lehine hareket edilmelidir. Özellikle 188/6 kapsamındaki reçeteli maddelerde, kişisel kullanım savunmasına daha duyarlı yaklaşılmalıdır. Bu tür ilaçların günlük terapötik dozları yüksek olabileceğinden, örneğin bir kişinin reçetesiz şekilde elinde 1-2 kutu bulundurması hemen satış amacı sayılmamalıdır. Adli Tıp raporları, ilgili ilacın günlük/haftalık tüketim miktarlarını belirterek, ele geçen miktarın normal tedavi dozları içinde kalıp kalmadığı hususunda mahkemeye yol gösterir. Sonuç olarak, kişisel kullanım sınırı, maddeden maddeye değişen ve delillerle desteklenmesi gereken esnek bir kavramdır. Yargıtay, klasik uyuşturucularda geliştirdiği kıstasları reçeteli ilaçlara da uygularken, bu ilaçların “klasik sentetik uyuşturuculara oranla farklı nitelikleri” olduğunu göz önüne almak gerektiğini belirtmiştir Bu nedenle, reçeteli maddelerde ticari amaç tespitinde daha temkinli olunmakta; aksi ispatlanmadıkça kullanıcılar cezai yaptırımdan muaf tutulmaktadır.

Suça Özgü Özel Durumlar

Teşebbüs

Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu, tamamlanmış bir fiil ile oluşur ve bazı seçimlik hareketlerde teşebbüse elverişli değildir. Özellikle TCK 188/3 kapsamındaki satma, verme, nakletme gibi fiiller, çoğunlukla icra hareketinin tamamlanmasıyla suç da tamamlanmış sayılır. Fail, örneğin uyuşturucu maddeyi alıcıya teslim ederken yakalansa bile, teslim fiili gerçekleştiği anda suç oluşur; dolayısıyla teşebbüs hükümleri uygulama alanı bulmaz. Ancak imal etme, ithal veya ihraç etme gibi fiiller, neticenin alınması açısından bölünebilir süreçler içerir. Bu gibi durumlarda suç, failin iradesi dışında engellendiğinde teşebbüs aşamasında kalabilir. Örneğin yurt dışından reçeteye tabi bir ilacı kaçak olarak getirmeye çalışan kişi sınırda yakalanırsa, ithal suçu bakımından teşebbüsten söz edilebilir. Buna karşın aynı kişi ülkeye soktuğu ilaçları daha satamadan yakalansa dahi, bulundurma fiili 188/3 kapsamında zaten tamamlanmış bir suç teşkil eder. Gerçekten de TCK 188/3’te “satın alma, kabul etme veya bulundurma” fiilleri ayrıca suç sayıldığından, satış girişimi başarısız olsa bile failin elindeki maddeyle yakalanması suçun oluşmasına yeterlidir. Bu nedenle uygulamada, teşebbüs hükümlerine nadiren ihtiyaç duyulur: Fail ya suçu tamamlamış sayılır ya da eylemi hazırlık aşamasında kalıyorsa (örneğin henüz maddeye ulaşmadan anlaşma yapmak gibi) zaten suç oluşmamıştır.

Özetle, 188/6 kapsamındaki suç tipinde teşebbüs, daha çok ithalat/ihracat fiillerinde gündeme gelir. Bu durumda fail, TCK md.35 uyarınca gönüllü vazgeçme veya engel nedenlerle kaldığı aşamaya göre sorumlu tutulur. Satış, verme gibi fiillerde ise teşebbüs, fiilin mahiyeti gereği sınırlı uygulama alanına sahiptir. Yargıtay da 188. maddenin 1. fıkrası kapsamındaki suçlarda teşebbüsün mümkün olduğunu, ancak 3. fıkradaki satma, nakletme gibi fiillerde “sonuç ile hareketin birbirinden ayrılabilir nitelikte olmadığı” için teşebbüsün genellikle söz konusu olmadığını belirtmektedir.

İştirak (Ortaklık)

Uyuşturucu madde ticareti suçu, iştirak halleri bakımından genel hükümlere tabidir. Fail sayısının birden fazla olması durumunda müşterek faillik, yardım etme veya azmettirme hükümleri TCK md.37-39’a göre uygulanır. 188/6 kapsamındaki suç, herhangi bir özel faillik şartı aramadığından, suça iştirak eden herkes fail olarak sorumlu tutulabilir. Örneğin reçeteye tabi ilaçları yasa dışı olarak pazarlayan bir şebekede, ilacı temin eden, depolayan ve müşteriye ulaştıran kişiler organize şekilde hareket ediyorsa hepsi ayrı ayrı suçun faili olur. Kanun, suçu üç veya daha fazla kişiyle birlikte işleme halini ayrıca nitelikli hal saymıştır. TCK 188/5’e göre suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezanın yarı oranında artırılmasını gerektirir. Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ise bir kat artırılır. Dolayısıyla suçun iştirak halinde işlenmesi cezayı ağırlaştırıcı bir unsur olabilir.

Öte yandan, alıcının durumu iştirak hükümleri açısından önem arz eder. Eğer satın alan kişi maddeyi kullanmak için alıyorsa, onun fiili TCK 191 kapsamında ayrı bir suç oluşturur ve kullanıcı, satıcının suçuna ortak sayılmaz. Ancak alıcı da ticari amaçla (örneğin tekrar satmak için) büyük miktarda ilaç temin ediyorsa, o da 188 kapsamında suç işlemiş olur. Yargıtay kararlarında, satıcı ile alıcının amacı ayrıntılı değerlendirilmekte; kullanıcı konumundaki kişilerin 188’den değil 191’den sorumlu tutulması gerektiği vurgulanmaktadır. Reçeteli ilaçların yasa dışı dolaşımında da, ilacı son kullanıcıya ulaştıran aracılar ve tacirler 188’den yargılanırken, nihai tüketici cezai sorumluluktan muaf tutulabilmektedir.

İştirak bakımından vurgulanması gereken bir diğer husus, suçta tahsisli (özgü) faillik halleriyle ilgilidir. 188/6 suçu herkes tarafından işlenebilse de, bazı faillerin konumu kanunen farklı değerlendirilmektedir (bkz. özel faillik halleri). Örneğin eczanenin kalfası, eczacının bilgisi dışında reçetesiz ilaç satarsa, cezai sorumluluk açısından fiilin kasten işlenip işlenmediği, eczacının kusuru olup olmadığı gibi konular önem kazanır. Bu da iştirak hükümlerinin somut olaya uygulanmasını gerektirir (kalfanın müstakil fail mi yoksa eczacı ile birlikte mi sorumlu olduğu gibi). Netice olarak, 188/6 kapsamındaki suçlarda birden çok kişi rol alıyorsa, her birinin kastı ve suça katkısı ayrı değerlendirilerek genel iştirak kuralları uygulanacaktır.

Etkin Pişmanlık

TCK md.192, uyuşturucu suçlarında etkin pişmanlık hallerini düzenler ve 188 kapsamındaki suçlar da bu hükme tabidir. Etkin pişmanlık, suçun ortaya çıkarılmasına veya faillerin yakalanmasına yardım eden suç ortağına cezada indirim ya da cezasızlık tanıyan bir kurumdur. Bu kurum, suç haber alınmadan önce ve suç haber alındıktan sonra olmak üzere iki şekilde uygulanır:

  • 192/1 – Suç Haber Alınmadan Önce: Eğer fail, resmi makamlar suçu öğrenmeden önce, diğer suç ortaklarını veya uyuşturucu maddelerin saklandığı yerleri yetkililere haber verirse ve bu bilgi sayesinde suçun ortaya çıkması veya suçluların yakalanması sağlanırsa, fail ceza almaz. Örneğin reçetesiz olarak satılmak üzere depolanan bir ilaç partisini polis bulmadan önce fail ihbar ederse ve bu sayede maddeler ele geçirilirse, fail cezadan tamamen kurtulabilir.
  • 192/3 – Suç Haber Alındıktan Sonra: Suç makamlarca öğrenildikten sonra gelen pişmanlıkta ise failin yardımı sonucu suçun ortaya çıkmasına veya diğer faillerin yakalanmasına hizmet etmesi halinde, verilecek cezada ¼ ile ½ arasında indirim yapılabilir. Örneğin yakalanan bir sanık, birlikte çalıştığı diğer dağıtıcıların yakalanmasına yardım ederse, mahkeme cezasında önemli bir indirim uygulayacaktır.

Etkin pişmanlıktan yararlanmak için samimi ve faydalı bilgi verme şartı aranır. Yargıtay, failin gerçekten pişman olup olmadığına ve verdiği bilgilerin işe yararlılığına dikkat çekmektedir. Örneğin Yargıtay 20. Ceza Dairesi bir kararında, aleyhinde delil yokken evindeki uyuşturucu hapları teslim edip suçunu ortaya çıkaran sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını yerinde bulmuştur. Ceza Genel Kurulu da etkin pişmanlık için failin, bizzat suç ortağı olduğu 188 veya 191 kapsamındaki suçlardan birini işlemiş olması ve kendi suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlaması gerektiğini belirtmiştir. Failin verdiği bilgilerin doğru ve sonucu etkiler nitelikte olması da şarttır.

188/6 kapsamındaki suçlarda da etkin pişmanlık aynı esaslarla uygulanır. Örneğin reçeteli ilaç kaçakçılığı yapan bir ağ içinde yakalanan kişi, diğer kuryelerin kimliklerini ve depoların yerini açıklar ve bu sayede şebeke çökertilirse, hakkında hiç ceza verilmeyebilir. Eğer bilgi suçu önlemek için geç gelmişse, cezasında önemli indirim yapılacaktır. Bu durum, kanunun uyuşturucu suçlarıyla mücadelede fail işbirliğini teşvik etme politikasının bir parçasıdır. Ancak etkin pişmanlıktan faydalanmak için failin, suça karışan diğer kişiler hakkında bilgi vermesi gerekir; sadece kendi suçunu itiraf etmesi yeterli değildir. Ceza Genel Kurulu 2014/270 sayılı kararında, failin verdiği bilgilerin kendi kurtulma amacına yönelik değil, gerçeğin ortaya çıkmasına hizmet eder nitelikte olması gerektiğine özellikle dikkat çekmiştir.

Özel Faillik Halleri (Nitelikli Fail)

TCK 188 suçları, kural olarak herkes tarafından işlenebilse de, kanun belirli meslek mensupları tarafından işlenmesini ağırlatıcı neden saymıştır. 188/8 fıkrasına göre, suçun tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, ebe, hemşire gibi sağlık hizmeti veren veya ilaç üretim/ticaretiyle ilgili kişiler tarafından işlenmesi halinde ceza yarı oranında artırılır. Bu hüküm, uyuşturucu maddeyi yasal erişim imkânı olan profesyonellerin kötüye kullanmasını önlemeye yöneliktir. Örneğin bir eczacının, reçetesiz olarak yeşil reçeteli ilaç satması 188/6 kapsamındaki suçu oluşturur ve ayrıca failin eczacı olması dolayısıyla cezası yarı oranında artırılır.

Ancak her durum bu kadar net değildir. Eczane çalışanları ve doktorlar bakımından sorumluluk, özel bazı sorunları beraberinde getirir. Mesela eczacı kalfasının, eczacının haberi olmaksızın reçetesiz ilaç satması durumunda cezai sorumluluğun nasıl paylaştırılacağı doktrinde tartışılmıştır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereğince, suç kastı olmadan sırf ticari fail konumunda diye eczacının cezalandırılması doğru olmaz. 2021 tarihli bir uluslararası kongrede sunulan tebliğde de, her durumda eczacının TCK 188/6 ve 188/8’den sorumlu tutulamayacağı, öncelikle fiili kimin gerçekleştirdiği ve eczacının kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Yargıtay da bazı kararlarında, eczanede sahte reçeteyle işlem yapan çalışanların eylemlerinde eczacının bilgisi yoksa, ceza sorumluluğunun yalnız çalışanlara ait olacağını belirtmiştir.

Doktorlar bakımından, yetkisi olmadan uyuşturucu etkili ilaç yazan veya reçeteyi kötüye kullanan hekimler de bu suçtan sorumlu tutulabilir ve 188/8 uyarınca cezaları artırılır. Örneğin sahte hastalar adına yeşil reçeteli ilaçlar yazıp bunları piyasaya süren bir doktor, hem 188/6’dan hem de kamu görevlisi olması nedeniyle ayrıca cezai ve idari yaptırımlarla karşılaşacaktır. Bu gibi durumlarda, TCK 188/8 uygulanarak cezanın yarı oranında artırılması gerektiği Yargıtay uygulamasınca da kabul edilmektedir. Ayrıca hekimlerin eylemleri, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabilecek nitelikte ise fikri içtima kuralları gündeme gelebilir.

Sonuç olarak, özel faillik halleri 188/6 suç tipinde iki yönlüdür: Bir yandan suça elverişli konumu olan failin (eczacı, doktor vb.) varlığı cezayı ağırlaştırır; öte yandan suçun bu kişiler eliyle işlenmesi bazen suça katılan diğer şahıslarla birlikte iştirak ilişkisi değerlendirmesi gerektirir. Uygulamada mahkemeler, eczanelerde reçetesiz ilaç satışına dair davalarda hem 188/6 uygulamasını yapmakta hem de eczacı/çalışan ayrımını titizlikle incelemektedir.

Yargıtay Kararlarında TCK 188/6 Uygulaması (2010–2025)

TCK 188/6 ile ilgili son 15 yılda verilen yüksek mahkeme kararları, ağırlıklı olarak üç ana konu etrafında toplanmaktadır: (1) Kişisel kullanım mı yoksa ticari amaç mı ayrımına dair kararlar, (2) Reçeteli maddelerin 188 kapsamına alınmasına ve yargılama usulüne dair kararlar, (3) Etkin pişmanlık ve diğer özel durumlara ilişkin kararlar. Aşağıda, öne çıkan Yargıtay içtihatları özetlenmekte ve ilgili kaynaklara bağlantılar verilmektedir.

Kişisel Kullanım – Ticari Amaç Ayrımına İlişkin Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 25.11.2014 T., 2013/732 E., 2014/270 K.: Uyuşturucu madde ticareti suçunda kişisel kullanım amacı ile satış amacı ayrımında gözetilecek kriterleri belirleyen emsal karar. CGK, bulundurma amacının tespitinde madde miktarının tek başına yeterli olmadığını, failin davranışları, maddenin paketlenişi, çeşitli türde olup olmaması, failin kullanım alışkanlığı ve ekonomik durumunun hep birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kararda esrara ilişkin Adli Tıp verilerine de değinilerek, esrar kullananların birkaç aylık ihtiyaçlarını yanlarında bulundurabileceği, bu süreyi aşan miktarların ticaret amacı göstergesi sayılabileceği belirtilmiştir.
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.11.2018 T., 2018/723 E., 2018/562 K.: Sanığın motosiklet kaskında 13 paket sentetik kannabinoid (bonzai) ile yakalanması olayında, savunmasının aksine ticaret amacıyla bulundurma kastının bulunduğu kabul edilmiştir. CGK bu kararında yukarıdaki ilkelere atıf yaparak, ele geçirilen maddelerin paketleniş biçimi ve sayısının kişisel kullanımı aşan bir organizasyona işaret ettiğini belirtmiştir. Aynı kararda “şüpheden sanık yararlanır” ilkesine de değinilerek, suç niteliği belirlenirken bile şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiği vurgulanmıştır.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 30.06.2015 T., 2015/1538 E., 2015/4362 K.: Emsal niteliğindeki bu kararda Yargıtay, sanığın evinde ele geçen 577,10 gram esrarı değerlendirmiştir. Sanığın uyuşturucu bağımlısı olmadığına dair rapor ve kan tahlillerinde esrar izine rastlanması gibi hususlara rağmen, 577 gram esrarın kişisel kullanım sınırında bir miktar olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, sanığın kullanım dışında bir amaçla bulundurduğuna dair kuşku sınırını aşan delil olmadığından bahisle beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine hükmedilmesini bozma nedeni saymıştırbarandogan.av.tr. Bu karar, Yargıtay’ın esrar özelinde 600–700 gramın altındaki miktarları somut delil yoksa kişisel kullanım kabul edilebilir görme eğilimini ortaya koymaktadır.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 17.03.2021 T., 2020/8701 E., 2021/2419 K.: Yeşil reçeteli Xanax ilacının (alprazolam) reçetesiz kullanımına ilişkin önemli bir karar. Sanığın kanında alprazolam tespit edilmesi üzerine yerel mahkeme, TCK 191 kapsamında mahkûmiyet vermişti. Yargıtay 10. CD ise alprazolam etken maddeli ilacın kullanmak için bulundurulmasının suç oluşturmayacağını vurgulayarak mahkûmiyeti bozduazizemreyilmaz.av.tr. Kararda, yeşil reçeteli bir ilacı reçetesiz alan kişinin eyleminin ne 188 ne de 191 kapsamında cezalandırılabilir olmadığı açıkça belirtilmiştir.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 12.06.2018 T., 2015/1939 E., 2018/9691 K.: Sanığın üzerinde farklı türlerde toplam 139 adet yeşil reçeteli hap ele geçirilmesi olayı. İlk derece mahkemesi, kullanma amacıyla bulundurma suçundan ceza vermişti. Yargıtay 10. CD ise bu hapların kullanım amacıyla bulundurulmasının suç teşkil etmeyeceğini belirterek mahkûmiyeti bozmuştur. Gerekçede, sanığın kan ve idrar tahlillerinde uyuşturucu maddeye rastlanmadığı da dikkate alınarak, sadece hap bulundurmanın ceza için yeterli olmadığı vurgulanmıştır.
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 14.04.2016 T., 2015/3360 E., 2016/6258 K.: Bu karar da benzer şekilde, yeşil reçeteye tabi hapların uyuşturucu madde olarak kabul edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Sanıktan ele geçen hapların yeşil reçeteli ilaç olması nedeniyle, Yargıtay 9. CD, bunların bulundurulmasının TCK 191 kapsamına dahi girmediğini belirtmiş ve sanığın beraatini istemiştirazizemreyilmaz.av.tr. Bu kararlar ışığında, Yargıtay reçeteli ilaçların kişisel kullanımını suç dışı bırakmaktadır.

Reçeteye Tabi Maddelerin 188 Kapsamında Değerlendirilmesine İlişkin Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 11.02.2020 T., 2018/345 E., 2020/73 K.: TCK 188/6 uygulamasına dair en kapsamlı kararlardan biridir. Olayda sanık, bir otobüste valizinde 79.000 adet yeşil reçeteli hap (toplam ~11,85 kg ağırlığında) ile yakalanmıştır. Ele geçirilen hapların etken maddelerinin “Acetaminophen, Chlorpheniramine ve Diphenoxylate” kombinasyonu olduğu, bu maddelerin yeşil reçete ile satıldığı ve uyuşturucu etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi sanığı uyuşturucu ithal etme suçundan mahkûm etmiş; ancak Yargıtay 9. Dairesi, sanığın sınırdan geçirirken yakalanmayıp sonradan kendi beyanıyla ithali ortaya çıkardığı ve etkin pişmanlık şartlarının oluştuğu gerekçesiyle kararın bozulmasını istemiştir. Yerel mahkeme direnmiş ve dosya Ceza Genel Kurulu’na gelmiştir. CGK, sanığın eyleminin uyuşturucu madde ithali değil, 188/6 kapsamında uyuşturucu ticareti yapma suçu olduğunu belirterek direnme kararını bozmuştur. Kararda, suç konusu hapların yeşil reçeteye tabi ilaçlar olduğu, her birinin uyuşturucu etki doğurduğu, dolayısıyla 188/6 uygulanması gerektiği vurgulanmıştır. Ayrıca sanığın, polisin bilmediği aşamada ithali kendi itirafıyla ortaya çıkarmadığı, zira yabancı kişilere ait notlar ele geçtikten sonra itiraf ettiğine dikkat çekilmiş ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağına hükmedilmiştir. Sonuç olarak CGK, sanığın eylemini TCK 188/3 ve 188/6 kapsamında değerlendirip cezasında yarı oranına kadar indirim uygulayarak 14 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verilmesini karara bağlamıştır. Bu karar, reçeteli ilaçların büyük miktarda yasa dışı ticaretine ilişkin bir CGK içtihadı olarak önemlidir.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 27.12.2022 T., 2020/13965 E., 2022/13958 K.: Sentetik kannabinoid türü AB-FUBINACA maddesine ilişkin emsal nitelikte bir karardır. Bu madde, suç tarihi itibariyle 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamına alınmamış, yani yasal olarak uyuşturucu sayılmayan bir kimyasaldır. İlk derece mahkemesi sanıkları uyuşturucu ticaretinden mahkûm etmiş, Yargıtay 20. CD de hükmü onamıştır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yoluyla dosyayı 10. Daireye getirmiştir. Yargıtay 10. CD, AB-FUBINACA’nın suç tarihinde uyuşturucu listesinde yer almadığını belirterek, eğer bu madde 188/6’daki kriterlere uyuyorsa suç konusu yapılabileceğini, aksi takdirde sanığın lehine durum oluşacağını değerlendirmiştir. Kararda, 188/6’nın kapsamı net şekilde tarif edilmiştir: Uyuşturucu veya uyarıcı madde olmayan; ancak üretimi izne veya satışı reçeteye bağlı ve uyuşturucu/uyarıcı etki doğuran maddelerin, 188/1 ve 3’teki suçların konusu olabileceği ve bu durumda cezada yarıya kadar indirim uygulanacağı ifade edilmiştir. Somut olayda AB-FUBINACA’nın bu tanıma uyup uymadığının belirlenmesi için, (a) Adli Tıp Kurumu’ndan uyuşturucu etki raporu alınması, (b) Sağlık Bakanlığı’ndan izin/reçete tabiiyeti konusunda görüş sorulması gerektiği belirtilmiştir. Bu araştırmalar yapıldıktan sonra, eğer madde 188/6 kapsamına giriyorsa sanıkların 188/6’ya göre cezalandırılması, girmiyorsa suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat etmeleri gerekecektir. 10. Daire bu gerekçelerle onama kararını kaldırarak yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Bu karar, henüz yasaklı listelerde yer almayan yeni psikoaktif maddelerin 188/6 yolu ile cezai yaptırıma tâbi tutulup tutulamayacağı noktasında kritiktir. Yargıtay, 188/6’nın uygulama alanını geniş yorumlayarak, kanun boşluğu oluşmasını önlemeye çalışmıştır. Ancak maddenin reçete veya resmi izin kapsamında olmadığının anlaşılması halinde suç oluşmayacaktır. Bu da kanunilik ilkesi gereğidir.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 08.04.2022 T., 2021/19859 E., 2022/3718 K.: Pregabalin etken maddeli ilaca ilişkin bir karar. Sanığın evinde reçetesiz Lyrica (pregabalin) kapsülleri ele geçirilmiş, mahkeme bunları uyuşturucu madde sayarak ceza vermişti. Yargıtay 10. CD ise eksik araştırma nedeniyle kararı bozmuştur. Zira dosyada, pregabalinin uyuşturucu/uyarıcı etki doğurup doğurmadığı hususunda Adli Tıp raporu bulunmamaktadır. Daire, 188/6’nın uygulanabilmesi için ATK 5. İhtisas Kurulu raporunun şart olduğunu ve ayrıca Sağlık Bakanlığı’ndan bu ilacın reçeteye tabi olup olmadığı bilgisinin alınması gerektiğini belirtmiştir. Bu karar neticesinde, pregabalin’in 188/6 kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği yeniden incelenecektir. Nitekim kısa süre sonra Yargıtay’ın başka kararlarında pregabalinin 2313 sayılı Kanun kapsamında yer almadığı, doktor kontrolünde kullanılan bir ilaç olduğu, suistimal edilmesi halinde bağımlılık yapabildiği tespit edilmiş ve pregabalin’i kullanmak için bulundurmanın suç oluşturmayacağı yönünde hüküm kurulmuştur. Örneğin Yargıtay 10. CD, 2023/2855 E., 2023/5126 K. sayılı kararında pregabalin hapları yakalanan sanığın eyleminin TCK 191 kapsamında dahi suç teşkil etmediğine hükmetmiştir. Böylece Yargıtay, pregabalin gibi gri alandaki ilaçlar konusunda kullanıcı lehine bir tutum almıştır: Bu tip ilaçların reçetesiz ticareti 188/6’ya göre cezalandırılabilir; ancak kişisel kullanım amaçlı bulundurulması cezaya tabi değildir.

Etkin Pişmanlık ve Diğer Hususlara İlişkin Kararlar

  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 09.04.2019 T., 2017/104 E., 2019/114 K.: Bu karar, etkin pişmanlık kurumunun uygulamasına dair önemli açıklamalar içermektedir. CGK, 188 veya 191. madde kapsamındaki bir suçu işleyen failin, diğer suç ortaklarını ve suçun delillerini olay ortaya çıkmadan bildirmesi halinde cezasızlık alacağını; suç ortaya çıktıktan sonra yardım ederse cezasında indirime gidileceğini ayrıntılı biçimde sıralamıştır. Ayrıca pişmanlıktan yararlanmak için failin verdiği bilgilerin doğru ve operasyonel değeri olması gerektiği belirtilmiştir. Bu karardaki ilkeler, 188/6 dahil tüm uyuşturucu ticareti suçları için geçerlidir.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi, 07.03.2016 T., 2015/17274 E., 2016/270 K.: Etkin pişmanlık hükümlerinin somut uygulanışına dair örnek bir karar. Sanık, hakkında henüz somut bir delil yokken kolluk görevlilerine suçunu itiraf edip evindeki uyuşturucu maddeleri teslim etmiş, böylece suçun ortaya çıkmasına yardım etmiştir. Yargıtay, failin bu davranışını samimi bulmuş ve 192/3 uyarınca cezasında indirim uygulanması gerektiğine karar vermiştir. Bu durum, failin yakalanmadan önce değil yakalandıktan sonra işbirliği yapması halidir; Yargıtay yine de önemli oranda ceza indirimi gerektiğini vurgulamıştır.
  • Yargıtay 23. Ceza Dairesi, 21.06.2021 T., 2020/10635 E., 2021/3104 K.: Bu kararda sanık, eczacı kalfası olarak çalıştığı eczanede, reçetesiz olarak yüksek miktarda yeşil reçeteli ilacı satarken yakalanmıştır. İlk derece mahkemesi sanığı 188/6 ve 188/8 gereği cezalandırmıştır. Sanık, eczane sahibinin bilgisinin olmadığını savunmuştur. Yargıtay 23. CD, kararında ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesine atıf yaparak, eczacı sahibinin bu satıştan haberdar olmadığının sabit olması halinde yalnız sanık kalfanın sorumlu tutulacağını, eczacı hakkında ayrıca idari tedbirlerin (ör. eczane kapatma, para cezası) uygulanabileceğini belirtmiştir. Bu karar, reçeteli ilaçların yasa dışı satışında işyeri sahibinin durumu hakkında yol göstericidir: Ceza hukuku, kusuru ispatlanmamış kişiye yaptırım yüklememekte, ancak idari makamlar halk sağlığını korumak adına çeşitli önlemler alabilmektedir.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 19.01.2021 T., 2019/2701 E., 2021/87 K.: Sahte reçetelerle kırmızı reçeteli ilaçlar (morfin türevleri) temin edilerek piyasaya sürülmesi konusunda alınan bir karardır. Burada eylemler hem resmi belgede sahtecilik hem de uyuşturucu ticareti suçlarını oluşturmuştur. Yargıtay, fikri içtima hükümlerine göre daha ağır cezayı gerektiren suçtan (uyuşturucu ticareti) hüküm kurulup ayrıca sahtecilikten ceza verilmemesini isabetli bulmuştur. Bu karar, reçeteli ilaç suiistimallerinde birden fazla suçun oluşabileceğini ve içtima kurallarının uygulanacağını göstermesi bakımından önem taşır.

Yukarıdaki kararlar derlemesinden anlaşılacağı üzere, Yargıtay uygulaması TCK 188/6 ile getirilen özel düzenlemeyi istikrarlı şekilde hayata geçirmiştir. Kişisel kullanım iddiası, özellikle reçeteli ilaçlar söz konusu olduğunda, mahkemeler nezdinde güçlü bir savunma zemini bulmaktadır. Öte yandan, reçete ile satılan ilaçların kötüye kullanılmasına yönelik cezai yaptırım boşlukları da 188/6 sayesinde doldurulmaktadır. Örneğin uyuşturucu listesinde olmayan yeni bir psikoaktif ilaç, eğer reçeteye tabiyse 188/6 kapsamında cezalandırılabilir. Yargıtay’ın da belirttiği gibi, 188/6 hükmü, gerek klasik uyuşturucuların alternatifleri olan ilaçların suiistimaline karşı, gerek hukuken uyuşturucu sayılmayan maddelerin yarattığı tehlikeye karşı ceza hukukunun esnek bir aracı konumundadırsonkarar.com. Son 15 yıldaki içtihatlar, bu hükmün etkin ve ölçülü şekilde uygulandığını, toplum sağlığının korunması ile birey haklarının dengelenmeye çalışıldığını ortaya koymaktadır.