
Türk Ceza Kanunu m. 188/1, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin ruhsatsız yahut ruhsata aykırı biçimde imal edilmesini bağımsız bir suç tipi olarak düzenler ve bu fiil için yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis ile iki bin günden yirmi bin güne kadar adlî para cezası öngörür. 2014 tarihli 6545 sayılı Kanun ile hükmün yaptırım mimarisi ağırlaştırılmış; akabinde 7445 sayılı Kanun’un 17. maddesi (yürürlük: 05.04.2023) TCK m. 188/4‑a kapsamını genişleterek sentetik katinonlar, sentetik opioidler ve amfetamin türevlerini açıkça yarı oran artırım rejimine dahil etmiştir. Bu nitelikli artırım, m. 188 kapsamındaki seçimlik hareketlerden imal fiilini de içine alır; zira artırım maddi unsur yerine konu unsurunun niteliklerine bağlanmıştır.
1. UYUŞTURUCU MADDE ”İMAL” KAVRAMI Kavramı
Uyuşturucu maddeyi İMAL eylemi uluslararası sözleşmelerde ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır:
- 1961 Tek Sözleşmesi (Madde 1/n): “İmal”, “istihsal” hariç olmak üzere uyuşturucu maddenin elde edilmesini mümkün kılan tüm işlemleri kapsar. Özellikle, arındırma, dönüştürme ve diğer fiziksel/kimyasal süreçler bu kapsamda değerlendirilir.
- 1971 Psikotrop Maddeler Sözleşmesi (Madde 1/i): “İmal”, psikotrop maddenin elde edilmesine hizmet eden bütün işlemleri içerir. Bu tanım, sadece kimyasal süreçleri değil, eczane ortamında yapılan reçeteli üretim işlemlerini de kapsayacak şekilde geniştir.
2. İmal ve İstihsal Kavramları Arasındaki Farklar
Burada dikkat edilmesi gereken şey, “İmal” ve “istihsal” kavramlarıdır.
- İmal: Maddenin fiziksel veya kimyasal yapısında değişiklik yaratarak yeni bir madde ortaya çıkarılmasıdır. Bu kapsamda üretim süreci; karıştırma, ayrıştırma, tepkimeye sokma, damıtma veya saflaştırma gibi işlemleri içerir.
- İstihsal: Uyuşturucu özelliği taşıyan doğal maddelerin toplanması, kurutulması, öğütülmesi gibi basit işlemlerle kullanım amacına uygun hâle getirilmesini ifade eder. Bu işlemler maddenin yapısal niteliğini değiştirmediği için 1961 Tek sözleşmesi çerçevesinde imal olarak değerlendirilmez.
Dolayısıyla, örneğin kenevir bitkisinin hasat edilip kurutulması, “istihsal” kapsamında değerlendirilirken; kenevirden tetrahidrokannabinol (THC) izole edilmesi veya THC oranının artırılması, “imal” suçunu oluşturur.
3. Yargısal Ölçütler: “İmal”in Çerçevesi
Yargıtay içtihadı, sözleşmesel tanımlara yaslanarak “imal”i üç başlıkta somutlar:
- Tek başlarına uyuşturucu etkisi bulunmayan maddelerin bazı kimyasal işlemler sonucunda uyuşturucu/uyarıcı madde elde edilmesi
- Bir uyuşturucu/uyarıcı maddenin başka bir uyuşturucu/uyarıcı maddeye dönüştürülmesi
(Örnek: Morfinin kimyasal reaksiyona sokularak eroine dönüştürülmesi)
(Örneğin: Esrar maddesinden elektronik sigara yapımı) - Mevcut bir uyuşturucu/uyarıcı maddenin arıtılması/saflaştırılması, yani damıtma, elektroliz, flotasyon vb. yöntemlerle karışım içindeki etken maddenin oranının yükseltilmesi.
- Yargıtay’ın yaklaşımı imalin ayırt edici unsurunu “maddenin özünde/niteliğinde değişim” olarak belirler.
Uygulamada sıkça karşılaştığımız Evde esrar elde etmek için hint keneviri ekmek, uyuşturucu madde İMAL sayılır mı?” sorusunun cevabı, bu çerçevede ”HAYIR” olacaktır. (DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYINIZ)
Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesi kapsamında düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etme suçu, maddi delillere dayalı olarak yüksek teknik uzmanlık gerektiren bir değerlendirme süreci gerektirir. Bu bağlamda Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) uyuşturucu imal suçunun sübutuna dair yargılamalarda oynadığı rol, Yargıtay içtihatlarıyla açık biçimde belirlenmiştir. Özellikle imal eyleminin varlığı, sadece kolluk tarafından elde edilen fiziksel bulgularla değil, bu bulguların kimyasal yapı, tepkime zinciri ve uyuşturucuya dönüşüm süreci bakımından bilimsel raporlarla desteklenmesiyle hükme esas alınabilmektedir.
4. UYUŞTURUCU MADDE İMAL SUÇUNDA DELİLLER
Yargıtay, uyuşturucu madde imal suçuna ilişkin davalarda iki temel ölçüte sahip olduğunu söylenebilir:
- Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) uzmanlık raporu alınması zorunludur.
- ATK tarafından, dosyada yer alan kimyasal maddelerin birbirleriyle ilişkisi, uyuşturucuya dönüşüm süreçleri ve elde edilen maddenin hangi işlemler sonucu üretildiği detaylı biçimde analiz edilmelidir.
Bu ölçütlerin ihlali halinde, verilen mahkûmiyet hükümleri hukuka aykırı sayılarak bozulabilmektedir.
ATK Raporu Olmaksızın İmal Suçuna Hüküm Kurulamaz
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 24.12.2024 tarihli, 2024/5809 E. ve 2024/26472 K. sayılı kararı, ATK raporunun imal suçunda mutlak delil niteliğini haiz olduğunu ortaya koymaktadır.
Görüldüğü üzere, ATK her ne kadar söz konusu maddelerin uyuşturucu imalatına işaret ettiğini belirtmişse de, raporun gerekçesi yetersiz görülmüştür. Uyuşturucu imal suçuna ilişkin yargılamalarda yalnızca maddenin varlığı değil, imal sürecinde kullanılan tüm kimyasal maddelerin, ekipmanların ve üretim ortamının bir bütün olarak analiz edilmesi; imalatın şekli, kullanılan maddeler ve uyuşturucuya dönüşüm süreci, sözleşmelerdeki tanımlar ışığında somut olarak açıklanmalı; sanıkların bu süreçte hangi işlevi üstlendiği ayrıntılı şekilde ortaya konmalıdır.
5. UYUŞTURUCU MADDE İMAL SUÇUNDA CEZA ARTIRICI NEDEN – 188/4-a
Türk Ceza Kanunu’nun 188/4-a maddesi, suça konu uyuşturucu maddenin, kanunun belirlediği bazı uyuşturucu türlerinden olması halinde, verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını öngören bir nitelikli hal hükmüdür.
Güncel düzenleme ışığında, TCK 188/4-a kapsamında sayılan suç konusu maddeler şunlardır: (detaylı bilgi için tıklayınız)
- Eroin, kokain, morfin, bazmorfin
- Sentetik kannabinoidler ve türevleri
- Sentetik katinonlar ve türevleri
- Sentetik opioidler ve türevleri
- Amfetamin ve türevleri (metamfetamin dahil)
188/4-a’daki nitelikli hal, yalnızca ticaret fiillerine değil, imal dahil tüm seçimlik hareketlere uygulanabilmektedir. Maddenin lafzında yer alan “yukarıdaki fıkralarda belirtilen uyuşturucu veya uyarıcı maddeler” ibaresi, hem 188/1 (imal, ithal, ihraç) hem de 188/3 (ülke içinde satış, nakil, depolama vb.) hükümlerini kapsamaktadır. Dolayısıyla fail, 188/4-a’da sayılan bir madde üzerinde imal fiili gerçekleştirirse:
- Önce 188/1’e göre temel ceza belirlenir,
- Ardından bu ceza, 188/4-a hükmü uyarınca yarı oranında artırılır.
Örneğin, eroin imal eden failin cezası önce 20–30 yıl aralığında belirlenir, daha sonra 188/4-a uygulanarak yarı oranında artırılır.
6. UYUŞTURUCU MADDE İMAL SUÇUNDA TEŞEBBÜS
Uyuşturucu madde imal suçu, teşebbüse elverişli bir suç tipidir.
Uyuşturucu imal suçunda failin yalnızca hazırlık yapması değil, kimyasal veya teknik üretim sürecine de fiilen başlamış olması gerekir. Uyuşturucu imalinde teşebbüs tartışmasında esas olan, hazırlık hareketleri ile icra hareketlerinin sınırlarıdır.
- Hazırlık Aşaması: Yalnızca imalatta kullanılabilecek alet, düzenek veya kimyasal maddelerin temini, reçete veya üretim şemalarının bulundurulması, failin uyuşturucu üretmeye yöneldiğini gösterse de icra hareketi sayılmaz. Bunlar hareket aşaması olarak kabul edildiği için, cezalandırılma yapılamayağı için teşebbüs hükümlerinin uygulanması söz konusu olmaz.
- İcraya Başlama: Karıştırma, ısıtma, damıtma, ayrıştırma veya kimyasal reaksiyonu başlatmaya yönelik işlemlere geçilmesi ile icra hareketleri başlamış olur. Eğer bu aşamada müdahale gerçekleşmiş ve ürün henüz elde edilmeden süreç kesilmişse, fiil Uyuşturuc madde imale teşebbüs olarak nitelendirilir.
7. 188/1 ve 188/7 Suç Tiplerinin Karşılaştırmalı Analizi
Türk Ceza Kanunu’nun 188/1. maddesi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı şekilde uyuşturucu ya da uyarıcı maddeyi imal, ithal veya ihraç etmeyi cezalandırırken; TCK 188/7, doğrudan uyuşturucu etkisi bulunmayan; ancak uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithali ya da imali idarenin izin sistemine tabi tutulan öncül maddeler (prekürsörler) üzerindeki hukuka aykırı işlemleri bağımsız bir suç tipi olarak düzenler. Düzenlemenin amacı, uyuşturucu imalinin bizzat gerçekleşmesini beklemeden, tedarik zincirinin en başında yer alan kimyasal ve malzemelerin izinsiz dolaşımını ceza tehdidi altına alarak, kamu sağlığını erken safhada korumaktır.
Bu nedenle 188/7 bir tehlike suçu görünümündedir: Failin eylemi, tek başına uyuşturucu üretimiyle sonuçlanmasa dahi, izinsiz işlem toplumsal tehlikeyi yeterli yoğunlukta doğurduğu için yaptırıma bağlanmıştır.
Fail hem 188/7 kapsamına giren bir öncül madde suçunu, hem de 188/1 kapsamında bir imal suçunu bir arada işlediyse, fail hakkında yalnızca daha ağır cezayı gerektiren suçtan; yani 188/1’den hüküm kurulması gerekir. Uygulamada bu içtima yaklaşımı, Yargıtay tarafından da benimsenmiştir.
Uygulamada bu ayrımın belirlenebilmesi için bazı pratik ölçütler kullanılmaktadır. Şayet fail yalnızca öncül maddeleri, örneğin aseton, efedrin, pseudoefedrin gibi uyuşturucu üretiminde kullanılan kimyasalları, resmi izin olmaksızın temin etmiş ve bu maddeler üzerinde henüz hiçbir kimyasal süreç başlatmamışsa, bu durumda fiil TCK 188/7 kapsamında kalacaktır. Ancak fail, söz konusu maddeleri uyuşturucu üretimine yönelik bir sürece dâhil etmişse; örneğin, bu maddeleri karıştırmış, ısıtmış, damıtmış veya ara ürün/nihai ürün oluşumu başlamışsa, artık fiilin suç vasfı TCK 188/1 kapsamında değerlendirilmelidir.
Bununla birlikte, öncül maddeye ilişkin fiiller ile imal fiili arasında zaman ve eylem bakımından kesintisiz bir illiyet bağının bulunması gerekir. Aksi takdirde, yani öncül maddeye yönelik eylem ile uyuşturucu imal faaliyeti birbirinden farklı zamanlarda ve ayrı fiil kurguları içerisinde gerçekleştirilmişse, bu kez genel içtima kuralları uygulanabilir
8. ESRAR EKMEK, ESRARI KUBARA DÖNÜŞTÜRMEK, ESRARI PLAKA HALİNE GETİRMEK UYUŞTURUCU İMAL SUÇU SAYILIR MI?
Ev ortamında esrar elde etmek amacıyla kenevir (Cannabis sativa/indica) ekmek, TCK m.188 anlamında “imal” sayılmaz. Buradaki temel ayrım, yukarıda izah edildiği “imal” ile “istihsal” kavramları arasındadır. İmal, kimyasal nitelik değişimini gerektiren bir üretim sürecini ifade eder; başka bir deyişle, uyuşturucu niteliği bulunmayan maddelerden kimyasal tepkimeyle uyuşturucu elde edilmesi, mevcut bir uyuşturucunun başka bir uyuşturucuya dönüştürülmesidir. İstihsal ise doğada bulunan ve zaten uyuşturucu etki taşıyan kaynaklardan (kenevir, haşhaş vb.) ürüne ulaşmayı, bitkinin yetiştirilmesini ve kimyasal nitelik değişimi yaratmayan fiziki müdahaleleri (toplama, kurutma, ufalama, eleme, presleme gibi) kapsar. Bu nedenle, bizzat uyuşturucu kaynağı olan bitkilerin ekilmesi, esrarın basılarak plaka (kubar) haline getirilmesi, ufalanarak toz haline getirilmesi..vb istihdal olarak değerlendirilir.
Buna karşılık, kenevirden kimyasal yöntemlerle yeni bir ürün elde edilmesi (örneğin çözücülerle ekstraksiyon yapılarak yüksek THC içeren yağ, reçine veya distilat elde edilmesi; arıtma/saflaştırma ile etken maddenin yükseltilmesi, THC elektronik sigara üretimi) artık “istihsal” sınırını aşar ve TCK m.188 bakımından “imal” değerlendirmesine neden olur.
9. UYUŞTURUCU İMAL SUÇUNDA İÇTİMA
Uyuşturucu imal fiili ile birlikte aynı anda, uyuşturucu maddenin satılması, bulundurulması, nakledilmesi gibi fiiller söz konusu olduğunda, Tüketen-Tüketilen norm ilkesi uygulanmaktadır. Yani, aynı uyuşturucu maddeye ilişkin olarak önce imal, sonra ticari hareketler gerçekleştirilmişse ve bu hareketler arasında hukuki ya da fiilî kesinti yoksa, TCK m. 188/1 kapsamındaki imal suçu, diğer hareketleri hukuki olarak tüketir. Bu durumda sadece imal suçundan hüküm kurulmakta; ayrıca satış veya nakletme fiillerinden ceza verilmemektedir.
Bu yaklaşım, Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2011 ve 2023 tarihli kararlarıyla açıkça sabitlenmiş durumdadır.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ise, ancak imal edilen madde ile sonraki fiiller arasında ciddi bir hukuki veya fiilî kesinti bulunması hâlinde gündeme gelir. Örneğin iddianamenin kabulü ile oluşan hukuki kesinti, failin sonraki fiillerinin yeni suç sayılmasına neden olabilir. Benzer şekilde, farklı zamanlarda farklı yerlerde gerçekleştirilen eylemler, farklı tedarik zincirleri ya da satış kanalları kullanılmışsa, fiilî kesintinin varlığı kabul edilir ve bu durumda zincirleme suç ya da gerçek içtima hükümleri uygulanabilir.
İmal suçuyla birlikte farklı cinsten bir uyuşturucuya yönelik ticaret faaliyeti söz konusuysa, örneğin failin bir yandan metamfetamin üretip, öte yandan esrar satışı yapması hâlinde, artık görünüşte içtima değil, gerçek içtima kuralları devreye girer. Bu gibi durumlarda hem TCK m. 188/1 hem de m. 188/3 kapsamında ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir. Aynı suç planı kapsamında işlenmişse bu kez TCK m. 43 uyarınca tek sonuç ceza belirlenip, artırımlı olarak uygulanabilir.
10. UYUŞTURUCU İMAL SUÇU, TCK 191’E DÖNÜŞENİLİR Mİ? KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU ”İMAL ETMEK” MÜMKÜN MÜDÜR?
Uygulamada, kendi kullanımı için evde uyuşturucu imal eden kişinin fiili, kural olarak TCK 188 kapsamında “imal suçu” olarak değerlendirilir. Failin üretim amacının kişisel ihtiyaç olduğu, satışa yönelik hiçbir emare bulunmadığı hallerde dahi, kimyasal sürece dayalı uyuşturucu üretimi söz konusu ise TCK 188/1 uyarınca ağır hapis cezası ile cezalandırılma riski doğar. Kanunda kazanç amacı ya da ticaret kastı aranmadığından, failin uyuşturucu maddeyi yalnızca kendi kullanımı için üretmesi dahi TCK 188 kapsamında değerlendirilmelidir. TCK 191. madde yalnızca uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla satın alma, kabul etme, bulundurma ve kullanma fiillerini kapsamaktadır. Dolayısıyla kanun metnine göre imal fiilinin 191 kapsamına girmesi teknik olarak mümkün değildir.
Kanun koyucu 2005 yılında yürürlüğe giren düzenlemede başlangıçta, “kendi kullanımı için uyuşturucu etkisi doğuran bitkiyi yetiştirme”yi TCK 191 kapsamına almış, ancak kısa süre sonra bu hükmü metinden çıkarmıştır. Bununla birlikte, 2014 yılında 2313 sayılı Kanun’a eklenen hükümle, münhasıran kendi ihtiyacı için kenevir eken kişiye daha hafif ceza öngörülmüştür. Bu özel düzenleme yalnızca kenevir bitkisi bakımından geçerlidir; sentetik uyuşturucular açısından ise böyle bir istisna mevcut değildir.
Uygulamada ortaya çıkan bu boşluk Yargıtay içtihatlarıyla doldurulmaktadır. Yargıtay bazı kararlarında, failin ürettiği uyuşturucu maddenin miktarı çok düşükse, ticari amaca yönelik hiçbir emare bulunmuyorsa ve failin kullanıcı olduğu somut verilerle sabitse, eylemi TCK 191 kapsamında “kullanmak için bulundurma” olarak değerlendirmektedir. Bu içtihat çizgisi, kişisel kullanım amacıyla gerçekleştirilen imal fiillerinin doğrudan TCK 188’in ağır yaptırımlarına tabi tutulmaması gerektiği yönünde bir yumuşatma sağlamaktadır. Ancak kararlar yeknesak değildir; benzer durumlarda farklı dairelerin farklı kararlar verebilme ihtimali hala mümkündür.
11. UYUŞTURUCU İMAL SUÇUNDA ”İŞLENEMEZ SUÇ” KAVRAMI
Ceza hukukunda işlenemez suç (imkânsız suç veya elverişsiz teşebbüs), failin suç işleme iradesiyle eyleme başlamasına rağmen, kullanılan aracın veya suça konu maddenin suçun gerçekleşmesine elverişli olmaması sebebiyle sonucun meydana gelmemesi halini ifade eder. Bu durumda fail fiilen suçu işleyememiş olur ve kanunen cezalandırılmaz. Örneğin, bir kimsenin uyuşturucu madde zannederek kına satması durumunda satıcı ve alıcı açısından “işlenemez suç” söz konusu olacak; zira ortada uyuşturucu niteliğinde bir madde bulunmadığı için atılı suç oluşmayacak ve sanıklar beraat edecektir
TCK 188/1 hükmü uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde imal etmek suçunun oluşabilmesi için, failin yasa dışı şekilde uyuşturucu madde üretme fiilini tamamlamış ve ortaya çıkan sonucun gerçek bir uyuşturucu/uyarıcı madde olması gerekir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre, imal suçunun tamamlanması için imal fiilinin bitmiş olması ve elde edilen maddenin uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte bulunması şarttır. Soruşturma aşamasında ele geçen maddelerin gerçekten uyuşturucu olup olmadığının Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuyla belirlenmesi istenir; zira ele geçen maddenin uyuşturucu niteliğinde olmaması halinde, suçun maddi konusu yok demektir ve bu durumda “işlenemez suç” gündeme gelir. Yargıtay, bu tür durumlarda sanığın üzerine atılı imal suçunun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır
İşlenemez suçun imal suçunda ortaya çıkabileceği tipik durum, failin uyuşturucu imaline girişmek üzere bazı alet ve malzemeleri hazırlamış ancak bu malzemelerin veya kullanılan maddenin gerçekte uyuşturucu üretmeye elverişli olmamasıdır. Örneğin, fail yanlışlıkla uyuşturucu etkisi olmayan bir bitkiyi kullanarak sentetik uyuşturucu üretmeye kalkışmışsa ya da karışım için gerekli kimyasal maddeler gerçekte yasaklı bileşenler değilse, yapılan hareket suç tipinde tanımlanan tehlikeyi doğurmaya uygun değildir. Bu durumda fail suçu işlemeye niyetlenmiş olsa bile imal fiili sonuç doğuramayacağı için “işlenemez suç” söz konusu olur ve fail imal suçundan cezalandırılmaz. Doktrinde de “imal için hazırlanan alet ve malzeme elverişsiz ise veya hazırlanan maddeden uyuşturucu madde elde etmek mümkün değil ise işlenemez suç vardır” denilerek bu husus açıkça belirtilmiştir
12. UYUŞTURUCU İMAL SUÇUNDA ETKİN PİŞMANLIK
Türk Ceza Kanunu’nun 192/1-3. fıkralarında düzenlenen hükümlere göre, sanığın etkin pişmanlık göstermesi hâlinde bu hükümlerden yararlanması mümkündür. Etkin pişmanlık uygulamasına ilişkin detaylı değerlendirmeler için TIKMLAYINIZ