Uyuşturucu Madde İTHAL Etme Suçu (TCK 188/1)

TCK m.188/1; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişiyi 20–30 yıl hapis ve 2.000–20.000 gün adlî para cezasıyla yaptırıma bağlar.

m.188/2 ise ihraca ilişkin yabancı ülkedeki “ithal” yargılamasında infaz edilen cezanın Türkiye’deki ihraca dair hükümden mahsup edilmesini öngören özel bir düzenlemedir.

1) “İthal”in Tanımı ve Tamamlanma Anı

Yargıtay içtihatları çerçevesinde “ithal”, uyuşturucu/uyarıcı maddenin yurt dışından Türkiye’nin siyasi/gümrük sınırları içine sokulmasıdır. Gümrük kapısından veya kapı dışındaki kara–deniz–hava sınırlarının herhangi bir noktasından giriş yapılması arasında fark yoktur; Türkiye siyasi sınırından içeri girildiği anda suç tamamlanır (CGK, 17.12.2013, 10-497/621; CGK, 17.05.2022, 10-432/348).
Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithali bakımından “ülke” kavramı, Türk Ceza Kanunu’nun 8. maddesinde düzenlenen yer bakımından yetki kuralları çerçevesinde belirlenir. TCK m.8’e göre, Türkiye’de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları uygulanır. Bir fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi ya da neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi durumunda, suç Türkiye’de işlenmiş sayılır.

Maddenin ikinci fıkrası, Türkiye’de işlenmiş sayılacak fiilleri ayrıntılı biçimde sıralamıştır. Buna göre:
a) Türk kara ve hava sahalarında,
b) Türk karasularında,
c) Açık denizlerde veya bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava araçlarında ya da bu araçlarla,
d) Türk deniz ve hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
e) Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş sabit platformlarda ya da bunlara karşı işlenen fiiller,

Türkiye’de işlenmiş kabul edilir.

Dolayısıyla, uyuşturucu maddeyi yurtdışından Türkiye’ye sokmaya yönelik fiillerde sınırın kara, deniz veya hava boyutunda aşılması; yahut Türk bayrağı taşıyan araçlar ya da Türkiye’nin kıta sahanlığına bağlı sabit platformlar üzerinde işlenmesi, ithal suçunun Türkiye’de işlenmiş sayılması için yeterlidir. Bu bağlamda, “ithal” suçunun tamamlanma anı ve yer bakımından yetki değerlendirmesi, TCK m.8 hükümleriyle doğrudan ilişkilidir.
Gümrük Kanunu m.2’ye göre “Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi” ülke toprakları, karasuları, iç sular ve hava sahasını kapsar. Bu tanım, ithal suçunun “nerede/tam olarak ne zaman tamamlandığı” tartışmasında belirleyicidir.

TCK m.188/1; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişiyi 20–30 yıl hapis ve 2.000–20.000 gün adlî para cezasıyla yaptırıma bağlar. m.188/2 ise ihraca ilişkin yabancı ülkedeki “ithal” yargılamasında infaz edilen cezanın Türkiye’deki ihraca dair hükümden mahsup edilmesini öngören özel bir düzenlemedir.
TCK m.188/6‘da tanımlanan izne tâbi veya satışı reçeteye bağlı olup uyuşturucu-uyarıcı etki doğuran maddeler de, ithal kapsamında değerlendirilebilir.

Neticesi harekete bağlı suç olarak kabul edilir; bu nedenle teşebbüs alanı çok dardır. (Uyuşturucu Suçlarında Teşebbüs için tıklayınız)

Gümrük Alanı – Beyan Eşiği Tartışması

Doktrinde bir görüş, uyuşturucu maddenin gümrük bölgesine girmeden önce yakalanma halinde, ithal etme suçunun oluşmayacağını; bu noktaya kadar “nakletme” (TCK m.188/3) gündeme geleceğini savunur. Gümrük bölgesinde beyan yapılmadan yakalanma hâli konusunda da hala hem doktrin hem de Yargıtay hakimleri arasında görüş farklılıkları mevcuttur.
Yargıtay 10. CD’nin bir çok yeni tarihli kararı, yurtdışından getirilen maddenin gümrük bölgesine girmesiyle ithal suçunun tamamlandığı yönündedir; yani gümrük beyanının yapılması ayrıca şart olarak kabul edilmez. Uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal suçu, neticesi harekete bağlı bir suç olduğundan, madde Türkiye Cumhuriyeti’nin kara, deniz veya hava sınırlarından içeri girdiği anda tamamlanmış sayılır. Girişin gümrük kapısından yapılmış olup olmamasının bir önemi yoktur; Türk karasularına giren gemide ya da Türk hava sahasına giren uçakta bulunan madde bakımından da ithal fiili bu anda gerçekleşmiş kabul edilir.

Gümrük kapısından giriş yapan TIR’larda, mühürü bozulmamış konteyner içinde uyuşturucu/uyarıcı madde ele geçirilmesi hâlinde, maddenin gümrük sahasına gelmeden önce konteynere yüklendiği yönünde güçlü bir karine oluşur ve ithal suçu kabul edilir. (EK -YARGITAY 10. Ceza Dairesi 2022/1192 E. , 2023/8775 K.) Buna karşılık, madde konteyner dışında aracın başka bir bölümünde ya da mühürsüz yükler arasında bulunmuşsa, maddenin Türkiye içinde yerleştirilmiş olma ihtimali nedeni ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği ithal suçu yerine TCK m.188/3 kapsamında nakletme suçunun oluştuğu kabul edilebilir.

3) Transit, Aktarma ve “Türkiye Üzerinden Geçiş” Senaryoları

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin Türkiye üzerinden transit geçişi ile doğrudan ülkeye sokulması arasında hukuki sonuç bakımından önemli bir ayrım bulunmaktadır. Esas kural, failin Türkiye’ye sokma kastı bulunmadığı ve ülkenin yalnızca geçiş güzergâhı olarak kullanıldığı durumlarda fiilin ithal suçu değil, nakletme (TCK m.188/3) kapsamında değerlendirilmesidir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin istikrarlı kararları da bu yöndedir (örn. 10. CD, 18.02.2013, 2012/22796 E., 2013/1517 K). Bu bağlamda, dış hat transit bankosu veya aktarma salonunda yakalanan, bagajı el değiştirmemiş ya da gümrük sahasından çıkarılmamış yolcular bakımından ithal suçunun oluştuğu kabul edilmez.

Bununla birlikte, transit statüsünün samimi olup olmadığı her olayda somut delillerle test edilmelidir. Uçağın rotası, aktarma güzergâhı, Türkiye’de konaklama veya rezervasyonların bulunup bulunmadığı, yerel iletişim kayıtları ya da bagajın Türkiye’de işlem gördüğünü gösteren işaretler (örneğin yerel gazete veya market poşetleriyle sarılı olması) failin transit iddiasını çürütebilir. Bu durumda artık eylemin ithal kastıyla gerçekleştirildiği sonucuna varılabilir.

Failin Türkiye’nin gümrük sahasına veya karasularına girmeden yabancı bir ülkede yakalanması halinde ise, fiil Türkiye açısından bir suç oluşturmaz. Benzer şekilde, Türkiye’ye gelmekte olan bir uçağın zorunlu iniş yaptığı yabancı ülkede yapılan aramada uyuşturucu madde ele geçirilmesi de Türk Ceza Kanunu bakımından ithal suçunu doğurmaz. Buna karşılık, örneğin Hollanda’dan kalkıp İran’a gidecek olan bir uçağın Türkiye’ye zorunlu iniş yapması halinde, uyuşturucunun gümrük sahasından çıkarılıp çıkarılmadığı önemlidir. Madde gümrük sahasında kalmışsa nakletme, gümrük sahasından çıkarılmışsa ithal suçu söz konusu olur.

Transit rejimde temel belirleyici, maddenin Türkiye’de piyasaya arz edilip edilmediği ya da bu yönde kastın bulunup bulunmadığıdır. Eğer uyuşturucu Türkiye’de dağıtıma sokulmadan yalnızca geçiş amacıyla taşınıyor ve dosya verileri transit statüsünü destekliyorsa, ithal değil nakletme kabul edilmelidir. Ancak, güzergâhın değiştirilmesi, Türkiye’de uzun süre bekleme, otel rezervasyonu yapılması gibi durumlar transit kastının aşılması anlamına gelir ve fiilin ithal suçu olarak nitelendirilmesi gerekir.

Aktarmalı uçuşlarda transit yolcuya ait olan bagaj, uçak Türkiye’ye indikten sonra yolcunun eline geçmeden doğrudan havaalanı prosedürleri kapsamında bir sonraki uçağa aktarılıyorsa, bu durumda uyuşturucu maddeye Türkiye içinde fiilî bir müdahale imkânı bulunmadığından ithal suçunun oluştuğundan söz edilemez.

Ancak aktarma yapılacak uçağın birkaç gün sonra kalkacak olması ya da başka nedenlerle bagajın gümrük sahasından çıkarılması halinde, bu andan itibaren uyuşturucu maddenin Türkiye sınırları içinde serbest dolaşıma girdiği kabul edilir ve ithal suçu tamamlanmış sayılır.

Failin, uyuşturucu maddeyi yutmak suretiyle midesinde taşıyarak yurt dışından gelmesi ve havaalanında pasaport kontrolünden geçerek ülkeye giriş yapması halinde, doğrudan uyuşturucu veya uyarıcı madde ithalatı suçunu oluşturur. Zira sanık artık transit yolcu statüsünde değildir; ülkeye resmî olarak giriş yapmış olup, midesindeki uyuşturucu maddeyi de izinsiz şekilde Türkiye sınırları içerisine sokmuştur.

Yargıtay, Türkiye’ye yasal veya yasadışı yollardan girdikten bir süre sonra uyuşturucu maddeyle yakalanan ve bu maddeleri yabancı ülkede yuttuğunu söyleyerek ülkeye soktuğunu ileri süren sanık için, TCK m.192/1 maddesi uyarınca (etkin pişmanlık) sanığın yalnızca kendi ikrarı nedeni iithal suçunun varlığı kabul edilmez. Böyle bir durumda fail, yalnızca TCK m.188/3 kapsamında, kullanma amacı dışında uyuşturucu madde bulundurma suçundan sorumlu tutulabileceğine hükmetmiştir. (YARGITAY 10. Ceza Dairesi 2020/2379 E. – 2021/5695 K.)

4) Uyuşturucu Ticareti gerekçesi ile açılan davanın, ithal suçuna dönüşmesi mümkün müdür?

İddianame yalnızca TCK 188/3 (ticaret/nakletme vb.) üzerinden düzenlenmişse, mahkeme “ek savunma” vererek dahi sanığı TCK 188/1’den (ithal) mahkûm edemez; ithal açısından ayrıca (o fiile dair) soruşturma yürütülmesi, delil toplanması ve iddianame hazırlanması gereklidir. Bu durum, CMK 225/1’deki “hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verilir” ilkesinin doğrudan sonucudur. Ceza yargılamasında iddianame ile bağlılık ilkesi esastır. Mahkeme, iddianamede ileri sürülen fiilin dışına çıkamaz; yalnızca aynı fiil üzerinde farklı bir hukuki nitelendirme yapabilir. Ancak TCK m.188/1’de düzenlenen “ithal” suçu ile TCK m.188/3’teki “ticaret/nakletme” suçu, farklı seçimlik hareketler içeren ayrı suç tipleridir. Bu nedenle, dava 188/3 üzerinden açılmışsa mahkemenin, ek savunma (CMK m.226) yoluyla bunu 188/1’e dönüştürmesi mümkün değildir. Böyle bir durumda mutlaka ayrı bir iddianame düzenlenmesi gerekir.

5) Uyuşturucu Madde İthal etme gerekçesi ile açılan davanın, Uyuşturucu Madde Kullanma Suçuna dönüşmesi mümkün müdür?

Kullanma amacı dışında uyuşturucu madde ile yurtdışından Türkiye’ye giriş yapan kişinin fiili, kural olarak uyuşturucu madde ithali suçunu (TCK m.188/1) oluşturur. Ancak ele geçen maddenin miktarı çok az ise, sanığın kullanıcı olduğuna ilişkin savunması bulunuyorsa ve bu savunma başka delillerle destekleniyorsa, bu durumda eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu (TCK m.191/1) kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

Aynı şekilde, elektronik ticaret yoluyla küçük miktarlarda uyuşturucu madde sipariş edilip Türkiye’ye getirtilmesi halinde de, alıcının amacının yalnızca kişisel kullanım olduğu somut verilerle ortaya konulabiliyorsa, bu fiil ithal değil, TCK m.191 kapsamında kalan bir kullanıcı suçunu oluşturacaktır.

Buna karşılık, sanığın çok sayıda sipariş verdiği, bunların kısa aralıklarla tekrarlandığı veya getirilen uyuşturucu miktarının kişisel kullanım sınırlarını aştığı durumlarda, artık failin yalnızca kullanıcı olduğu kabul edilemez. Böyle hallerde fiil, doğrudan uyuşturucu madde ithali suçu kapsamında değerlendirilir.

4) Posta/Kargo ve Elektronik Sipariş Yoluyla “İthal”

Uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin posta ya da kargo yoluyla yurtdışından Türkiye’ye gönderilmesi halinde, bu maddeler ülke sınırlarını aştığı anda ithal suçu (TCK m.188/1) oluşur. Failin gönderiyi teslim alması veya gümrük işlemlerini tamamlaması, suçun oluşumu için zorunlu değildir; zira ithal suçunda netice, uyuşturucu maddenin ülke topraklarına sokulmasıyla gerçekleşir.

Ancak uygulamada, gönderinin kişisel kullanım sınırında kalıp kalmadığı ve failin kastının ticari mi yoksa şahsi kullanım mı olduğu hususu belirleyici rol oynamaktadır. Çok sayıda ve kısa aralıklı siparişler, yüksek miktar, paketleme biçimi veya yan deliller ticaret kastını gösteriyorsa ithal suçu gündeme gelirken, tek seferlik küçük miktarlı gönderilerde ve sanığın kullanıcı olduğunu doğrulayan yan deliller bulunduğunda eylem kullanmak için bulundurma (TCK m.191) kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bu çerçevede:

Posta yoluyla gönderilen uyuşturucunun ithal niteliği – Yanlış nitelendirme
Bir başka dosyada, suça konu uyuşturucunun Hollanda’dan posta yoluyla sanığa gönderildiği sabit olmasına rağmen, yerel mahkemece sanık hakkında uyuşturucu ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Yargıtay, olayın ithal suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.(Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 23.09.2020, 2020/5531 E., 2020/4110 K.)

Kişisel kullanım sınırını aşan kargo ithali – İthal suçu
Uluslararası Posta İşletme Merkezi’nde Almanya’dan sanığın adına gönderilen bir kargo paketinde net 49,7 gram MDMA ele geçirilmiş; sanık bu maddeyi kişisel kullanım için sipariş ettiğini savunmuştur. Ancak madde miktarının kişisel kullanım sınırının üzerinde olduğu ve yurt dışından kargo yoluyla temin edildiği gerekçesiyle eylemin uyuşturucu madde ithali suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
(İstanbul BAM 5. Ceza Dairesi, 03.10.2024, 2022/3493 E., 2024/1947 K.)

5) İçtima: TCK 188 ile 5607 Sayılı Kanun İlişkisi ve m.188/2 Mahsup

Uyuşturucuyu ithal etmek, çoğu durumda aynı zamanda onun ticaretini yapma amacını da içinde barındırır. Bu nedenle Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, aynı uyuşturucu madde bakımından, makul bir zaman aralığında ve hukuki/fiili kesinti olmadan gerçekleşen; satışa arz, satma, nakletme, depolama veya bulundurma gibi sonraki seçimlik hareketler ayrı bir suç oluşturmaz. Bu durumda, tüketen-tüketilen norm ilişkisi söz konusu olur: ithal fiili, ticaret fiillerini tüketir ve sanık sadece en ağır cezayı gerektiren suçtan sorumlu tutulur.

Ancak Yargıtay’ın bazı yeni kararlarında, ithal ve ticaretin birbirinden bağımsız, farklı unsurlara sahip suçlar olduğu ve her iki fiilden ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiği görüşü de dile getirilmiştir. Bu yaklaşımın yerleşik hale gelip gelmeyeceği ilerleyen süreçte içtihat birliği ile netleşecektir.

TCK 188 ile 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu İlişkisi

Uyuşturucu maddelerin ülkeye sokulması görünüşte 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki kaçakçılık suçlarına benzemekle birlikte, uyuşturucu suçları özel olarak TCK 188’de düzenlendiğinden, uygulamada lex specialis ilkesi gereği TCK 188 hükümleri öncelikle uygulanır. Bu nedenle aynı fiil nedeniyle ayrıca 5607 sayılı Kanun kapsamında mahkûmiyet kurulmaz.

TCK 188/2’deki Mahsup Hükmü

Uyuşturucu maddelerin Türkiye’den başka bir ülkeye çıkarılması (ihracat) fiili sebebiyle, yabancı bir ülkede “ithal” olarak yargılama yapılıp ceza verilmişse, bu ceza Türkiye’deki ihraca ilişkin hükümden mahsup edilir. Buradaki mahsup, ne bis in idem ilkesinin uygulanması anlamına gelmez; yalnızca mükerrer cezalandırmayı önlemek için teknik bir mahsup mekanizmasıdır. (TCK188/2 hakkında detaylı bilgi için tıklayınız)